Bir MEB burslusunun 3 haftasi

10 Mart 2009 (Gidişe 24 gün)Sabah 7de Ankara’ya bindim. Berbat bir yolculuk geçirmiş bir insan olarak zaten küfrederek indim otobüsten. Nasl bir yolculuk bu böyle diyeceksiniz.. Şöyleki zaten nedense otobüslerin kışın insanları pişirme yazında üşütme eğilimleri oluyor. Kardeşim tamam dışarısı soğukta t-shirtle otururkende beni  terletmenize gerek yok değil mi? Hadi onu geçtim bu ülkede yaşayan tüm insanlar 150 cm boyundamı ya? Ülkenin en geniş otobüsü neoplanda bile benim bacaklarım sığmıyorsa 180 cmin üzerindeki yolculara allah kolaylık versin. Bide sanki çok genişmiş gibi aralıklar öndeki sevgili arkadaş resmen kucağıma yattı! hani öyle koltuğunu hafifçe yatırmak falan değil kız resmen dizlerimde yatıyor. bir kaç kez uyarmama rağmen biraz kaldırıp iki dk sonra geri indirmek suretiyle 8 saat geçti. sabah indiğimde takdir edersininizki dizlerim tutmuodu! neyse ya sabır dedim orduevine geldim eşyalarımı bırakayım die boşalan oda varmış ama öğleden sonra verebilirlermiş. Kardeşim üzerimi değiştireceğim yoldan geldim falan yok..Neyse bende bu arada Sevis Fee yi ödeyeyim dedim. Onu ödemeden ülkeye giremiyorum. gidişine 3 hafta kalmış kişiler içinde internetten ödemekten başka çare yok ama site Türkiye serverlarından giriş kabul etmiyor! Neyse hiç güvenemediğim halde fakeproxylerden birinden girip ödemeyi yaptım. Ama bunu bakanlıktan geri alabilmem için dekonta ihtiyacım var. Neyse aradım bankamı ek kart sahibi olduğum için internet şubesinden dekont alamıyorum! bankaya gidilecek diye yapılacak işler listeme notumu alıp eşyaları vestiyere bırakıp elimde içinde laptop bi sürü evrak vs olan yaklaşık 20 kg ağırlığındaki çantamı alıp mezun olduğum üniversiteye gittim.O güzelim ismine rağmen beni çılgına çeviren üniversitem.. Gidip ingilizce transkript istedim. tabi ama tanesi 10 YTL dedi. kardeşim ben 20 tane alıcam bak zaten bursluyum gidiyorum her yer para istio iliğim kemiğim kurudu falan dinletemedim. gidip bilgi işlem sorumlusuyla görüşmeye karar verdim gittim adam yüzüme bile bakmadan beni ilgilendirmiyor dedi :S ölürmüsün öldürürmüsün? iyi dedim bari ingilizce çıkış belgesi verin. Biz  ingilizce vermiyoruz dedi iyide kardeşim benim Türkçesi abdde işime yaramıoki bizi ilgilendirmiyor dedi gene suratıma bakmadan. “destek olacağınıza köstek oluyorsunuz” bağırmalarım eşliğinde çıktım oradan bir hışım.. Bari bankaya gideyim dedim . Hadi kalktım bankaya gittim bankacı abla bana hiç yardımcı olmaya zaten istekli görünmezken saolsun yarım saat kadar beklettikten sonra biz burdan internet işlemlerine dekont vermiyoruz internet şubesinden alın dedi. Biliyorumda internet şubem yok ek kart sahibiyim diye baştan bi daha anlattım. Neyse sonra ekranına isteksizce bakıp “aşkım ödemen görünmüyor ekranda  yapacak bişi yok” dedi. Aşkımmı? yapacak bişi yokmu? ama yaaa ölsemmi öldürsemmi diye düşünerek çıktım oradan.. tabi bu arada öğlen arası olmuş gittim bi iki çay içip bakanlığa gittim. çok çok sevgili benden sorumlu hocam gene her zamanki gibi large modda otur otur dedi 1 saat civarı soorduğum herşeye bilmiyorumki diye cevap verdi. ee ben ne zaman gideceğim dedim .. hanıma sor dedi bende bekliyorum. sonra sözkonusu hanım geldi bişi soracaktım dedim bekle dedi ben bu beklenin 1.5 saat kapsadığını ne biliyim oturuyorum orda öle ofisin fotokoği işlerini falan yapıyorum:D sonra evet sor şimdi dedi saolsn benim akseptansım geldi ben ne zaman gidiorum dedim adımı sordu e ben seni aramadımmı dedi yoo dedim biz senin biletini aldık dedi:S kardeşim bide haber vereydiniz? uçağa 1 saat kala uçağın kalkıo nerdesin mi diyecektiniz? La havle vela kuvveten diyerek yeter dedim ve özlem ve erdemle buluşup biraz kendime gelip baygın gibi uyudum gece…11 Mart 2009 (gidişe 23 gün)sabah oda arkadaşımın hadi demesiyle 8.30da kalktım kahvaltı ederek sevimli sevimli Gazi Üniversitesinin yolunu tuttum. Üniversitedeki işler garip bir şekilde yolunda gitti Selçuk Hoca’dan referans mektubumu aldım, Tolga hocayla konuştum, transkriptlerimi aldım ve imzaya bıraktım sonra kaybettiğim (aslında yedeklediğim :) ) eski projelerimi almak için asllıya uğradım.. İlginçti ama bu başka bir yazının konusu.. Oradan sttaj okuluma gidip referans mektuplarımı alıp yeter diyerek orduevine geldim::D tam çayımı aldım masaya oturdum internete gireceğim bu masada internete girmek yasak şu masaya geçin diyen görevliye siz beni güldürdünüz allahta sizi güldürsün diye odama çıktım:D birazdan yorgunluğumu atabilirsem dışarı çıkmayı planlıorum..12 Mart 2009 (Gidişe 22 gün)Bugün harika şeyler oldu.. Transkriptlerimi içim yana yana imzadan aldım.. Halil İbrahim Yalın’ı buldum sonunda ve referans mektubumu istedim hatta gideceğim yerde uzun süre yaşadığını söyledi ve bana yardımcı olabileceğini söyledi.. Serçin Hocam ilede görüştüm yani bugün ilginizi çekecek pek bir şey olmadı :) 13 Mart 2009 (Gidişe 21 gün)Pek kötü giden bir şey olmadı sadece saymanlıkla işler halledildiği halde ödemelerimizin yapılmaması çok sinirlerimi bozdu..kendi çocukları olsaydı bu durumda genede böylemi olurdu dedim.. bugün gene yüksek öğretim genel müdürlüğündeydim ama artık bildiğiniz şeyleri baştan anlatmayyacağım:D günün ilginç olan tarafı vize için çekildiğim “beni almazsanız döverim” bakışına sahip olduğum fotoğrafımdı bir ara eklerim buraya gülersiniz:D16 Mart 2009 ( Gidişe 19 gün)Bugün okulda hocalarımın beni unutmasının ardından İstanbula doğru yola çıktım.. Ankara gene ben gidiyorum diye en masum en sevimli halini takınmıştı sanki.. Otobüse binerken lapa lapa kar yağmaya o gri şehrin üstünü bembeyaz bir örtü kaplamaya başladı.. yani Ankarayı hiç mi özlemez insan diyorum ya hep otobüste oradan ayrılırken bana öyle sevimli geliyorki hani arkanda yüzü gülüyormuş gibi ağlamak üzere çenesi titreyen bir çocuk bırakırsında için burulur ya..17 Mart2009 ( Gidişe 18 Gün)Bugün vize görüüşmem vardı sabahın köründe uyanıp çıktım orduevinden işlemler tıkır tıkır yürüdü hatta istanbulun korktuğum yüzü bile yumuşaktı bugün sevimli otobüs şöförleri, yardımsever halk güler yüzlü insanlar.. uzaktan bana göz kırpan davetkar deniz herşey çok güzeldi.. Annemin duaları hürmetine Allah’ımın izniyle her işim yolunda ve tıkır tıkır ilerliyor çok şükür.. ben şimdi biraz davete uyacağım ;) 20 Mart 2009 (Gidişe 15 gün)Sabah Özlem’e uyanmayı ne kadar özlediğimi farkettim kahve kokusuyla uyandığımda.. Dolayısıyla erken kalkmaya ve yorgunluğuma küfretmek yerine gülümseyerek uyandım ne zamandır ilk kez.. Kalkıp sevgili kurumuma gittim maaşımı alabilmek için elime minicik bir kağıt tutuşturdular saymalığa merkez bankasına ve en son gene kuruma gelmem gerektiğini anlatan..Neyse gülümsemeye devam ederek gittim saymanlığa.. girdim içeri anlattım derdimi ama beni dinleen bayan sonuna kadar dinleyip “ama sistemimiz yok beklemen lazım” dedi.. neyse başladık beklemeye bu arada henüz geri ödememi alamadığımı anlatıp ne zaman alabileceğimi sorup inanılmaz tatmin edici(!) bir cevap aldım.. “biz gönderdik ödeme emrini artık bugün yatmaz herhalde ama pazartesi olabilir..” neyse dedim gülümsemeye devam edip teşekkür edip sistem geldiği için diğer tarafa gidip çekimi kestirdim.. hazır tunalı tarafına gelmişken biletimide kestireyim dedim uçak biletimin ilk gelen hali gayet uygundu aslında bana ama sonradan değiştirmişlerdi.. neden değişti soruma “meb bize en ucuz bileti kesin dedi” cevabını aldım genede küfretmemeye dikkat ederek bana uygun olan ilk programdı deyip onu kestirdim.. aslında bir kaç gün önceye aldırmayı düşünüyordum ama annemin isyanları sonucu vazgeçtim. neyse oradan çıkıp koştur koştur merkez bankasına gittim girişte çok komik bir olay oldu. çantamı x-ray cihazına soktular sonra bakan görevli seslendi “bayanın çantasını kontrol edermisiniz” diğer güvenlik görevlisi ne gördünüz dedi cevap “bişi göremedim çok yoğun!” :)neyse oradanda paramı alıp bu kadar parayla kaç gün nasıl gezeceğim sorusunu yineleye yineleye mebe geri döndüm dekontumuda verip işimi bitirdim ve özleme gidip kocaman br kahvaltı yaptım :D


Chalk Board theme